Ötenazi İsteyecek Kadar Acı Çekmek?

Bugün haberleri okurken  şöyle bir habere denk geldim. Haberde Belçikalı paralimpik bir atletin çektiği acılar nedeniyle olimpiyatlar bittikten sonra ötenazi isteyeceği yazıyor. Bir insan ötenaziyi göze alabilecek kadar nasıl acı çekebilir? Bu soru yıllar önce benim de cevabını algılayamayacağım bir soruydu ta ki 2012 senesine kadar. Kendi çektiğim acıyı onunkiyle kıyaslamam nankörlük, isyankarlık olur belki (Allah’ım beni affetsin) ama hayatımın belli bir döneminde bu çektiğim acılar sonrasında hayatımın nasıl değiştiğini anlatmak istiyorum…

2012 yılında belimde bir ağrı oluşmaya başlamıştı, doktora gittiğimde bana kilo vermemi spor yaparak kaslarımı güçlendirmemi söylemişti. Ben de sabırsız bir insan olarak spora fazla yüklenmiş olsam gerek ağır spor yaptığım bir akşamın sabahında kalktığımda sadece belim değil sol bacağımın da alev alev yandığını fark ettim. Sanki naylon bir poşeti yakmışlar da benim belime ve bacağıma sarmışlar gibi bir acı. Bel ağrısı onun yanında bir sinek ısırığı gibi kalır yani. Tekrar doktora gittiğimde doktora beni ameliyat etmesi için adeta yalvardım ama yaptığı muayenede bacakta his kaybı olmadığı için ameliyat etmedi beni ne yazık ki. Madem ameliyat etmiyorlar bacağımı kesseler de şu acıdan kurtulsam diye yalvarırdım resmen.

Geceleri öyle acılar çekerdim ki 1 saat dahi uyuyamazdım. Herkes uyurken yakarışlarımı duyan tek bir varlık vardı, O hiç uyumuyor hep dinliyordu beni… (((Bense bu olay öncesinde sabah ezanını duyduğum halde kalkıp da namaz kılmazdım, Ahh kafamı nerelere vursam ))

Çektiğim bu fiziksel acı yetmezmiş gibi cahil mi cahil bir komşumuz sürekli bize gelir, kızının işe girmiş olmasından, aldığı çanta ve ayakkabılardan bahsederdi. (Allah’a çok şükür ki hiç öyle parada pulda gözü olan, imrenen kıskanan bir kız olmadım) Neredeyse her Allah’ın günü gelip beni deli ederdi. “Allah’ım” derdim “Ne hallere düştüm Allah’ım, kimlerin maskarası oldum Allah’ım, beni neden böyle imtihan ediyorsun Allah’ım” diye ağlardım.

Sonra Ramazan ayına girmiştik, ben yine rahatsızım yatıyorum Ömer Döngeloğlu televizyonda Hz. Eyüp’ün hayatını, gelip onu inciten komşularını anlatıyordu, sonra komşular için şu sözü söyledi “Allah ona dert verdi belki sizi sınıyor.” Bu demekti ki o kişi cezasını bu dünyada o şekilde çekiyor ama sen onu deli etmenin cezasını nasıl vereceksin sen de sınanıyorsun bu yanına kar kalmayacak yani. Bir cümle sadece bir cümle bu kadar mı etkiler bir insanı, o gece saatlerce ağlamıştım.

O Ramazan ayında dışarı çıkıp yürüyüşler yapıyordum derken 12 Ağustos 2012 gecesi yürüyüş güzergahımda bir cami vardı ve ben oradan insanlar çıkınca beni açık görmesinler diye kapanıp öyle çıktım dışarı. O gece hissettiğim huzuru, ferahlığı aylar boyunca hissetmemiştim. Eve geldiğimde dedim ki “Ben artık kapanacağım.”

Şimdi bana şifamı verenin emrettiği gibi kapalıyım, 5 vakit namaz kılıyorum (farz ibadetlerin reklamı olmaz mecbur yapmak zorundasın) sağlığım da iyi çok şükür, ağır spor yapamıyorum sadece o kadar… İşim var çalışıyorum, o kadına nasıl bir iş yaptığımı söylesem hasedinden ölür belki ama çok şükür ki ben de ailem de onun gibi cahil değiliz. Etrafınızda böyle kendi çocuklarının işiyle, eşiyle, çocuğuyla şusuyla busuyla size üstünlük taslamaya çalışan cahiller olacaktır tek yapmanız gereken yok saymak. Görmemek, duymamak, konuşmamak muazzam bir reçete bu gibi tahammül edebilmek için.

Bu olay benim yaşadığım en hayırlı olaymış diye düşünüyorum ne demişler Her şerde bir hayır vardır.

Allah şifaya ihtiyacı olan herkese şifa versin…

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s