Nouman Ali Khan Eleştirilere Cevap Verdi

Nouman Ali Khan aslında hakkında yapılan yorumları okumayacak kadar  çok yoğun bir adam ancak birkaç arkadaşı durumu kendisine iletince cevap verme gereği hissetmiş. Genelde Sünni mi? Hadislere inanmıyor mU ki hadisler hakkında konuşmuyor? Hanefi mezhebinden mi neden mezhebi hakkında konuşmuyor gibi sorular alıyordu ama hakkında yapılan bu video hakkında bilgilendirilince cevap verme gereği hissetmiş olsa gerek ki dün uzunca bir mesaj yayınladı. Mesajını çevirmeden önce https://www.youtube.com/watch?v=hkv_6TSZs5k buradaki sohbetinden bahsetmek istiyorum. Burada neden hadisler, mezhepler, gruplar hakkında konuşmadığını anlatmıştı. İnsanlar belli gruplara ayrıldıklarından başka grupları dini bilmemekle suçluyor, mescitlerde konuştukları konular da İslam değil, diğer grupları eleştirmekten ibaret oluyor diye bir yorumda bulunmuştu. Nouman Ali Khan’ın yüzlerce sohbetini dinlemiş, onu sohbetlerinden çok iyi tanıyan biri olarak söyleyebilirim ki kendisi Sünni ve Hanefi’dir. Hadisler hakkında konuşmamasının nedeni muhaddis hocalarına duyduğu saygıdır. Onlar bu ilme yıllarını vermişken bu konu hakkında konuşmanın saygısızlık olacağı düşüncesindedir. Hadis ilmine değer vermiyor olsaydı muhaddis hocalardan ders almazdı ki linkini verdiğim videoda ünlü Muhaddis Ekrem Nedvi’den ders aldığını anlatıyor. Çevirimde kendi yorumları bu renkte belirteceğim.

Mesajının tarafımdan yapılan Türkçe çevirisi:

Esselamu aleyküm verahmetullahi ve berekatuhu

Birkaç yakın arkadaşım Yasin Suresi’nin temel kavramlarını öğretmek için gerçekleştirdiğim programdaki bazı konuşmalarım nedeniyle yapılan yorumları bana iletince bu mesajı yazmaya karar verdim. Öyle görünüyor ki birkaç kişi (samimiyetlerini sorgulamayacağım, buna hakkım da yok) klasik itikad ilmini ve inanç esaslarıyla ilgili ilmihalleri alaya aldığımdan endişe ediyorlar. Bu mesaj genelden daha uzun olacağı için şimdiden özür diliyorum.

Öncelikle Allah, Resulü (s.a.v) ve dini benim için sonsuz derecede kıymetlidir ki kendimi savunmama karşı olsa bile onları savunurum. Birinin kendisini savunma niyetinin ardında haysiyetini ve itibarını korumak geliyorsa ben ve tüm Müslümanların itibarı bu din sayesindedir. Başka vesilelerle itibar edinmeye çalışırsak başarısız oluruz. Bununla beraber bu yazıyı yazma konusunda beni harekete geçiren şeyi açıklamak zorundayım.  Allah buyuruyor ki :   وعسى أن تكرهوا شيئا وهو خير لكم والله يعلم وأنتم لا تعلمون “Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olur. Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bu öfke dolu yorum ve taarruzlar karşısında bile bu güzel dinle ilgili değerli bilgiler paylaşma fırsatı olduğunu düşünüyorum. Elimden geldiğince açık ve samimi olmaya çalışacağım.

Erken yaşlardan itibaren bana insanların, özellikle de Müslümanların onurunu muhafaza etmek öğretildi. Hakkımda yapılan yorumları, bana ne tür saldırılarda bulunulmuş, ne tür aşağılayıcı, yargılayıcı yorumlar yapılmış okumuyorum. Bunu yapanlar yine de benim ailemden biridir ve kendim ve ailem için ettiğim duaları onlar için de ediyorum. Bu olağanüstü bir olay değil. Müslümanların yapması gerekeni yapıyorum sadece.

Şimdi konuya gelirsek:

1. Kısım: İtikad ve Hadislere Karşı Tavrım

Büyük İslam alimleri (Allah hepsine rahmet eylesin) tarafından yazılmış itikad ilmi dahil olmak üzere bilimsel geleneğin tüm külliyatına büyük saygı duyuyorum. Yorumlarımla bu geleneğe karşı saldırdığımı düşünenlere duyarsız ve saygısız  izlenimi bıraktığım için özür dilerim. Dalga geçmekle suçlandığım bazı kitapları kendi öğretmenlerim ve akıl hocalarımla birlikte çalıştım. (Bu konuya daha sonra geleceğim) Tarihsel olarak, ümmeti altüst olmaktan kurtaran ve kutsal kitabımız Kuran’a sadık olmak kaydıyla bizi Kuran ve sünnetin temel esaslarına bağlı tutan şey büyük felsefik karışıklığın engellenmesinin bir mirasıdır.

İkincisi, Kuraniyun kelimesine çok sık rastlıyorum. “Bu adam hep Kuran hakkında konuşuyor, hadis hakkında hiç konuşmuyor.” yorumları alıyorum. Bu konu hakkında daha önce konuşmuş olsam da yine de konuşacağım.

Muhaddislere duyduğum saygıyı kelimelerle ifade edebilmem imkansız. Muhaddis olmak İslami ilimlerin en titiz, en zahmetli, ömür alan bir ilmiyle meşgul olmayı gerektiriyor. İslam’ı öğrenmeye başladığım ilk yıllarda benden daha bilgili olan ama hadis alimi olmayan kardeşlerim Buhari’den Tirmizi’den alıntılar yapıyorlardı. Yıllar sonra aynı hadisi bir muhaddisten öğrenince anladım ki bir alimin bir hadisi anlayışıyla basit bir çeviri arasında dünyalar kadar fark var. Birçok defa oldu bu.

Bir insan Allah’ın kelamı olan vahyin tarihsel bağlamını aklında tutmuyorsa dolayısıyla Kuran anlayışı sorunluysa  hadis konusunda da daha titiz davranılmalı. (Allah kelamını koruyor ama hadislerin sahih olanı da var sahih olmayanı da var, daha dikkatli olmak gerek diyor. ) Sahih olmasının yanısıra hadisler üzerinde düşünmemiz gereken başka konular var. Peygamber efendimiz bunu ne zaman söyledi? Kime söyledi. Nasıl etkili oldu? Bu hadisin anlamını tamamlayan başka bir hadis var mı? İlk nesil bu hadisi nasıl tartıştı? Fıkıh alimleri nasıl tartıştı? Geçmişteki alimler eğer zengin dil içeriği ve metni tam olarak çevrilmediğinde oluşan yanlış anlaşılmalarla başedebildiler mi? Bir sürü soru var ve bir tanesinin cevabını almadıkça hadisler hakkında kolay kolay konuşabileceğimi sanmıyorum. Bir kısmını anladığım bir hadisi kullanmamayı tercih ederim. Bana hadisi öğrettiği için kendilerine minnettar olduğum bir muhaddisten ayrıntılarını öğrendiğim zaman bir hadis hakkında konuşuyorum ancak. Nevevi’nin Kırk Hadis kitabım var. Bu arada bir yıl önce “Peygamber Efendimizi Onurlandırmak” adında bir program yapmıştım bu programın bir kısmı da Peygamber efendimizin (s.a.v) sünnetlerine inanmadan Allah’ın kitabına inanmanın zorluğunu anlatıyorduk. Evet, kutsal hadis ilmine ve peygamber efendimizin kusursuz sünnetlerine inanıyorum ancak hadisler ve sünnetler hakkında (ilmini almadan) konuşacak kadar pervasız olma niyetim yok.

2. Kısım: Minber ve Sokaklar

Doksanlı yıllarda New York City’de İslam’ı buldum. İslami kurallara göre hayatımı düzene sokmaya karar verdiğimde birinin bana dinimi öğretmesi gerekti. NYC’yi bilirsiniz, adım attığınız mescide göre İslam’ın çok farklı yüzüyle karşılaşırsınız. Bir mescitte imam bana Kuran’ın anlamını öğrenmeye çalışmamamı, bunun alimlerin işi olduğunu, benim asıl öğrenmem gereken şeyin İslam’ın beş şartını öğrenmek ve imamlara tâbi olmak olduğunu söylemişti. (İmamlar derken kendini ve kendi düşüncesinde olanları kastediyordu) Bu başıma gelen münferit bir olay değildi. Hindistan’ın alt kıtasından olan ve kendilerine Kuran’ı anlamaya çalışmamalarını aksi takdirde kafalarının karışacağı, bu nedenle Kuran’ı anlama konusunu alimlere bırakmaları gerektiği söylenen birçok Müslümanla tanıştım. Kendilerine zikirleri öğrenmeleri ve bir soruları olursa alimlere sormaları, alimler dini çok iyi anladıkları için o yükü onlardan kaldıracağı söylenmiş.

Tezcanlı biri olarak yerimde fazla duramadım. Başka bir halakaya katıldım, hedefleri Müslüman olmayanlarla İslam’ı tartışmak üzerineydi. Sonra başka bir çevreye katıldım bu çevre de maneviyatın kişisel ilişkilere bağlı olduğunu ve ancak maneviyatı yüksek bir akıl hocasıyla daha iyi bir Müslüman olunabilineceğini ancak bu ilişki ile kurtulabileceğini savunuyordu.

Bir keresinde bir restoranda bazı kardeşlerle tanışmıştım. Dün gibi hatırlıyorum, beni görüp Müslüman olduğumu anlayınca benimle konuşmaya başladılar. İtikadım doğru değilse cehennem ateşine yakıt olacağımı söylediler. Ben de endişelendim. Daha önce ders aldığım insanlar hakkında ne düşündüklerini sordum. Hepsi aynı cevabı verdi “İyi bir kardeş ama itikadı kusurlu, o insanları cehenneme davet ediyor.” İşte o zaman gerçekten endişelendim, bir yıl içinde o çevreye katıldım. Başka alimlere, hatiplere, daiilere ve dindar Müslümanlara önemli sorular sormadan önce akidelerinin ne olduğunu sormayı öğrenmiştim. Bir keresinde babama itikadının ne olduğunu sormuştum. “Oğlum biz Sünni’yiz.” demişti. Ona cevap vermedim ama içimden “Herkes aynı şeyi diyor.” demiştim. Ailemin inandığı şeyin onları cehenneme sürükleyeceğini düşünüyordum zira doğru itikada sahip değillerdi. Sonra aklıma başka bir soru geldi. Kimin doğru itikadının olduğunu nereden bilebilecektim? Bu konuyla ilgili hüsnü zan gibi bir olay olmadığına dair beynim yıkanıyordu. Başka itikadı olan herkesin açığını yakalamak için can kulağıyla dinlemeliydim. Hepsi itikatlarından sapmışlar düşüncesindeydim. Dikkatli olmamız gerekiyordu zira itikadı anlatan kişi bir hata yaparsa itikadında bir sorun var demekti ve onu dinlememem gerektiği gibi başkalarını da onunla ilgili uyarmalıydım. İki yıl gibi bir kısa süre için tek amacım ümmeti itikattan sapmış insanlardan kurtarmaktı. Çok da başarılıydım. Biri bir kitaptan alıntı yapınca “Bu kişi bu kitaptan alıntı yapmış ki onun itikatı meçhul dolayısıyla bu da yoldan çıkmışlar listesindedir.” diyordum ki bu yoldan sapmışlar listesi düzenli olarak güncelleniyordu.

 Bunun sonucunda hayatımda daha önce hiç hissetmediğim bir manevi boşluk hissettim. Allah’a yakın değildim. O’nun ismini, anlamlarını, her yerde olduğunu tartışıyor ama sevgisini, hidayetinii, rahmetini, insanların her daim yanında olduğunu hissetmiyordum. Allah tartışma konusuydu sadece. İslam’a benim baktığım açıdan bakmayan Müslümanlarla dalga geçiyordum. İslam anlayışı benim otantik ve kusursuz anlayışımla uyuşmayan insanlara karşı nefret besliyordum. Sevdiğim insanlara karşı sevgim gün geçtikçe azalıyordu ve bu arada aynı itikata sahip iki arkadaş arasında da anlaşmazlıklar oldu ve birbirlerini yoldan çıkmış diye adlandırıyorlardı. Bu son derece kafamı karıştırdı zira hangi tarafı seçeceğimi bilemiyordum. İki taraf da Arapça yazılan kitaplardan alıntılar yapıyorlardı ve benim de alıntıladıkları metinleri çevirinin ötesinde inceleme fırsatım yoktu. Bazı ayetleri sırf bizim doğru itikatımız olduğunu desteklesin diye öğrenirdik, bazı hadisleri de başka gruplara karşı kullanmak için öğrenirdik. Kuran ve sünnet bizim cephanemizdi.

Bu dini tartışmalar içinde yer almadığı için kendisini gerçekten sevdiğim bir arkadaşım, ilk Kuran öğretmenim olan öğretmenimin hızlı bir şekilde Kuran’ı Urduca çevirip tefsir ettiği bir programa götürmüştü. Dürüst olmam gerekirse ilk önce itikat hatalarını düzeltmek için gitmiştim ama ilk gece Allah’ın adını duyunca gözlerimden dökülen yaşlara engel olamadım. Ayetler ve tefsirleri; hiçbir çevrenin, hiçbir tartışmanın hiçbir çalışmanın yapamadığı bir şeyi yapıyordu bana. O gece gerçekten af diledim. O gece farklıydı zira o gece öncesinde kimlerin af dilemesi gerektiğini düşünüyordum. Bu program Ramazan boyunca devam ederken Kuran’a, Allah’a ve Resulullah’a karşı daha önce hissetmediğim bir sevgi hissettim. Artık başka şey öğrenmek istemiyordum. Sadece bunu istiyordum. Bu kitap başka kitaplara benzemiyordu, başka hiçbir kitap bana bu duyguları hissettirmemişti. Kuran’a yolculuğum Dr. Abdus Samie ve muhteşem Arapça dersleriyle başladı. Her gün daha fazla ayet ezberlemeye başladım. Başkalarının yoldan sapmalarına olan ilgimi kaybetmiş kendimdeki sapmalarımı fark etmiştim.

Yorumlarım bazılarınız için aşağılayıcı olabilir bu nedenle özür dilerim ancak bu güzel İslami bilgilerimizin; manevi, duygusal entellektüel zorluklardan geçen başka Müslüman kardeşlerimizi acımasızca yargılamakla kötüye kullanılması  adil bir durum değil ve zalimce. İnancımız Hz. Adem’in (a.s.) ve Hz. İbrahim’in (a.s.) inancından farklı değil. Allah’ı anlama konusunda Kuran ilk ve en önemli kaynağımızdır zira Allah Kuran’da kendisini anlatır. İtikatı tartışmaya ve savunmaya hazır ama daha birkaç sureyi ezberlememiş, anlamını öğrenmeye çalışmamız genç, öfkeli Müslümanlarla karşılaştığım zaman bunu selefimizin vazgeçisi olarak görüyorum.

Peygamber efendimiz sahih bir hadisinde buyurur ki:

إن الله يرفع بهذا الكتاب أقواماً ويضع به آخرين Allah(cc) nice kavimleri bu kitapla yüceltir. Nicelerini alçaltır.  Resulullah (s.a.v) Allah’ın kavimleri yücelteceğini buyururken hangi ayete atıfta bulunmuştur? Birbirimizin iddiasını çürütmek için kullandığımız ayetlere mi? Başkalarına karşı konumumuzu güçlendirmek için kullandığımız ayetlere mi? Bu kitap gündemimizin, zamanımızın ötesinde bir kitaptır. Bu kitaptan daha üstün bir kitap yoktur. وكلمة الله هي العليا Allah’ın kelamı, o çok yücedir. Bu kelam ilmi başka islami ilimlere benzemez, dini ve insanları birarada tutan merkezin kirişidir. Eğer hayatım boyunca Kuran’n Müslümanlar için en üst düzey önceliği olduğunu vurgulasam yine de yetmez.

Peygamber efendimizin sünnetleri annemiz tarafından en iyi şekilde aktarılmış. كان خلقه القرآن. O’nun ahlakı Kuran ahlakı idi. Kuran’ın uygulamaya konulmuş haliydi. Dolayısıyla birbirinden ayrı ve farklı konular değiller ancak Allah’ın kelamının uygulamaya konulmasının gerçekten gerekli ve temel tezahürüydü.  Normal müslümanlara (yani İslami bilim talebeleri ve öğrencileri değil) önceliklerinin başka şeyler olduğu söylenirse son nefsime kadar buna karşı çıkarım.

Bu kitap Kureyş’in kayıp ruhlarına hidayet edip onları tarihin karşılaşabileceği en muhteşem kavme dönüştürebilecek kadar güçlü bir kitap.  Yoldan geçen cinlerin duydukları mucizevi ayetler sayesinde hidayet bulacağı kadar güçlü bir kitap. Bu fitne çağında Müslümana veya Müslüman olmayana hidayet edecek kadar güçlü bir kitap hâlâ. Bizler Kuran’ın hizmetindeyiz, o bizim hizmetimizde değildir. Önceliklerimizi sureler bize anlatır, bizler önceliklerimizi ona empoze etmeyiz. Hangi ayetin hangi ayetten, hangi surenin hangi sureden üstün olduğuna karar vermeyiz. Bu Allah ve Resulü içindir. Peygamber efendimiz zamanından bu zamana Kuran’ın bizlere ulaşmasını sağlamak için nice kavimler ter, kan ve gözyaşı döktü. Bu kitap ucuz bir kitap değil. Bizden önceki nesiller bu kitabı okuyalım, üzerinde düşünelim, hidayet bulalım diye kan döktüler. İslam ile ilgili öğrendiğim her şey Allah’ın gölgesi altında olacak. Bunun için özür dilemiyorum.

Selametle.

 

Nouman Ali Khan Eleştirilere Cevap Verdi” üzerine bir yorum

  1. MÜKEMMEL BİR CEVAP OLMUŞ. ALLAH RAZI OLSUN ÇEVİRİ İÇİN KARDEŞİM. O KADAR ETKİLEYİCİ Kİ…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s